Uluhan Hukuk Bürosu - İzmir Avukat, Arabulucu - 1999 yılından beri faal olarak devam edilen avukatlık görevimiz; 2005 tarihinden itibaren kendi ofisimizde ve aynı yerde İzmir ağırlıklı olmak üzere tüm Türkiye’de şirket ve/veya şahıslar ile ilgili hukuki uyuşmazlıkların çözümünde geniş vizyonlu analizler, sağduyulu ve süratli çözümler ile hukuksal danışmanlık ve avukatlık hizmetlerini meslek kuralları ve etik ilkeleri doğrultusunda sürdürülmektedir.
Adli Arama & Önleme Araması

Adli Arama & Önleme Araması

İnsanın en temel gereksinimlerinden biri de güvenliktir. Her insan suçlu olsun veya olmasın güvenlik ihtiyacı içerisindedir. Suçla alakası olsun olması her insan, kamu düzeninin yerleşmiş olduğu bir toplumda, devlet ve onun temsilcilerinin keyfi müdahaleleri olmaksızın, özgürce ve güven içerisinde yaşamak ister.

Kolluk kullanacağı yetkilerle, kamu düzenini oluşturmaya çalışır. Kolluğun kamu düzeninin sağlanması açısından kullanacağı bu yetkiler, kişilerin özgür yaşam alanlarına müdahale teşkil edecektir. İşte tam burada hukuka saygılı, dürüst ve güvenilir kişiler, suç ve suçlulukla mücadele edilirken temel hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması tehlikesi ile karşı karşıyadır. Demokratik hukuk devletlerinde toplumun güvenliği ile toplumda yaşayan bireylerin hakları arasında bir denge bulunması gerekir. Kolluğun eylem ve işlemlerinin neredeyse tümünde bir temel hak ve hürriyet tehdit altındadır.

İnsan hakları çağı olarak kabul edilen bu çağda, temel hak ve hürriyetlerin değerinin ve öneminin gittikçe artan bir nitelik taşıması nedeniyle, hukuki düzenlemelerde artık daha fazla özgürlükçü yaklaşımlar söz konusu olmaktadır.

Esas itibariyle ARAMA; “saklanan sanığın ve delillerin elde edilmesi için bir kimsenin etrafı çevrili sair mahallerinde, üzerinde ve eşyasında yapılan araştırma işlemi” olarak tanımlanmıştır. Arama AİHS, Anayasa ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda özel olarak düzenlenmiş bir koruma tedbiridir.1

Tüm koruma tedbirlerinde olduğu gibi aramada da şüphe”, “geciktirilemezlik”, “orantılılık” ve “görünüşte haklılıkön koşuldur.2 CMK m. 116 ve devamında aramaya ilişkin maddeler bulunmaktadır. Bu maddeler, “adli arama” ya ilişkindir. Diğer bir arama çeşidi olan ve bir suçun işlenmesini ya da bir tehlikenin önlenmesini ve anayasal hak ve özgürlüklerin korunmasını amaçlayan “önleme araması” ise Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nda (PVSK) düzenlenmiştir. Kanun’un 9. maddesine göre, polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usulüne göre verilmiş sulh ceza hakiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kağıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar.

Bunların yanında Adalet ve İçişleri Bakanlıkları tarafından 01.06.2005 tarihinde çıkarılan “Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği” de, arama bakımından ayrıntılı düzenlemelere yer vermiştir. Yönetmelik, 5.maddesinde adli aramayı, “bir suç işlemek veya buna iştirak veyahut yataklık etmek makul şüphesi altında bulunan kimsenin, saklananın, şüphelinin, sanığın veya hükümlünün yakalanması ve suçun iz, eser, emare veya delillerinin elde edilmesi için bir kimsenin özel hayatının ve aile hayatının gizliliğinin sınırlandırılarak konutunda, işyerinde, kendisine ait diğer yerlerde, üzerinde, özel kâğıtlarında, eşyasında, aracında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile diğer kanunlara göre yapılan araştırma işlemi” olarak tanımlamıştır.

 

Çalışmanın birinci bölümünde aramanın ne olduğu, hukuki niteliği ve arama hukukunda temel ilkeler izah edilecektir. Çalışmanın ikinci bölümünde adli ve önleme aramasının gayesi, şartları ve bu şartların istisnaları incelenecektir. Çalışmanın üçüncü bölümünde değerlendirme ve sonuç kısmı bulunacaktır.

2. ARAMANIN ÇEŞİTLERİ

Aramanın çeşitli kriterlere göre sınıflandırılması mümkündür. Amaca göre yapılan ayrım, “önleme araması” ve “adli arama” şeklindedir. Aramanın konusu veya arama yapılan yere göre ise aramayı, 1-üstte arama”, 2-“konutta arama”, 3-“işyeri veya kişiye ait diğer yerlerde arama”, 4-“eşyada arama” ve CMK’da ayrıca düzenleme konusu yapılan 5-“avukat bürosunda arama” şeklinde beş grupta toplamak mümkündür. Aramanın zamanına göre, “gece yapılan arama” ve “gündüz yapılan arama” da birbirinden ayrılmaktadır. Son olarak aramaya maruz kalan kişiye göre arama, “şüpheli veya sanık üzerinde arama” ve “diğer kişiler üzerinde arama” olmak üzere iki şekilde karşımıza çıkmaktadır.

A.  Önleme Araması :

Önleme araması, PVSK Madde 9- (Değişik: 2/6/2007-5681/3 md.) Polis, tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla usûlüne göre verilmiş sulh ceza hâkiminin kararı veya bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülkî âmirin vereceği yazılı emirle; kişilerin üstlerini, araçlarını, özel kâğıtlarını ve eşyasını arar; alınması gereken tedbirleri alır, suç delillerini koruma altına alarak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre gerekli işlemleri yapar.

Arama talep yazısında, arama için makul sebeplerin oluştuğunun gerekçeleriyle birlikte gösterilmesi gerekir.

Önleme araması, milli güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlık ve genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması; suç işlenmesinin önlenmesi; taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespiti amacıyla, hakim kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerde mülki amirin yazılı emriyle belli yerlerde, kişilerin üstlerinde, aracında, özel kağıtlarında ve eşyasında yapılan arama işlemi şeklinde tanımlanabilir.3

PVSK m. 9 ve Yön. m. 19’a göre önleme araması aşağıdaki yerlerde yapılabilir:

  1. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu kapsamına giren toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapıldığı yer veya yakın çevresi,
  2. Özel hukuk tüzel kişileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya sendikaların

genel kurul toplantılarının yapıldığı yerin yakın çevresi,

c.  Halkın topluca bulunduğu veya toplanabileceği yerler,

ç. Eğitim ve öğretim özgürlüğünün sağlanması için her derecede eğitim ve öğretim kurumlarının ve üniversite binaları ve ekleri içerisi, bunların yakın çevreleri ile giriş ve çıkış.

d.  Umumî veya umuma açık yerler,

  1. Her türlü toplu taşıma araçları, seyreden taşıtlar,
  2. Yerleşim yerlerinin giriş ve çıkışları. 4926 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’nda öngörülen suçların işlenmesinin önlenmesi amacıyla, ticarethane, işyeri, eğlence ve benzeri yerler ile eklentilerinde,
  3. 5149 sayılı Spor Müsabakalarında Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’un
  4. maddesi kapsamında gerçekleştirilen spor müsabakalarıyla ilgili olarak, müsabakaların yapılacağı spor alanlarının çevresi, stadyum veya spor salonu girişleri ile turnike girişleri, 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun maddesi kapsamında, dernekler veya eklentileri.

Görüldüğü üzere kanun ve yönetmelik, önleme araması yapılabilecek yerleri tahdidi şekilde sayma yoluna gitmiştir. Özellikle seyreden taşıtlar ve Halkın Topluca bulunduğu veya bulunabileceği yerler tarifi genel ve soyut niteliktedir. Yorum yolu ile genişletilebilir ve kötüye kullanılabilinir. Hatta bu genel ve soyutluk, siyasi saiklerle iktidarların toplumu kontrol etme ve baskı altında alma isteğine hizmet etme noktasında kullanışlı bir aparat haline gelebilir.

Buna karşılık konutta, yerleşim yerinde ve kamuya açık olmayan özel işyerlerinde ve eklentilerinde önleme araması yapılamaz. Kural bu olmakla birlikte, PVSK m. 20’ye göre bir istisnası vardır. O da Özel işyeri veya kanut olup olmadığına bakılmaksızın kişiler bakımından mevcut hayati tehlikeyi ortadan kaldırmak amacıyla gelen yardım çağrıları üzerine kolluk görevlilerin eve veya işyerine girmesinde ARAMA KARARI ARANMAZ. Sayılan bu istisna dışında, hakim kararıyla dahi konutta, yerleşim yerinde, kamuya açık olmayan özel işyerleri ve eklentilerinde önleme amaçlı arama yapılamaz.4

Önleme araması yapmak isteyen kolluk, arama için makul sebeplerin oluştuğunu gerekçeleriyle birlikte gösterdiği, aramanın yapılmasını önerdiği yer ve zamanı da içeren talep yazısını, aramanın yapılacağı yer mülki amirine yazılı olarak iletir. Mülki amir de talebi uygun bulursa hakimden arama kararı talep eder. Ancak gecikmesinde sakında olan hallerde mülki amir, arama emrini yazılı olarak kendisi verir.

Önleme aramasına karar verilebilmesi için belirtilen konulara ilişkin somut ve öngörülebilir bir tehlike olması gerekir. 2559 sayılı PVSK bu nitelikteki tehlike halini “makul sebep” olarak ifade etmektedir. Suç delillerinin elde edilebileceği hususunda somut olgulara dayalı “makul şüphe” ile önleme aramasındaki “makul sebep” farklı kavramlardır. “Makul sebep” konunun uzmanları tarafından ortak görüşle anlamlandırılıp değerlendirilen bir olgu iken “makul şüphe” çok sayıdaki sıradan insanın somut bir olguyu aynı yönde değerlendirmeleri halidir. 5

Gecikmesinde sakınca olan hallerin neler olduğunu yönetmelik tanımlamıştır. Buna göre önleme aramaları bakımından, derhal işlem yapılmadığı takdirde milli güvenlik ve kamu düzeninin, genel sağlıkve genel ahlakın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunmasının tehlikeye girmesi veya zarar görmesi, suç işlenmesinin önlenememesi, taşınması veya bulundurulması yasak olan her türlü silah, patlayıcı madde veya eşyanın tespit edilememesi ihtimalinin ortaya çıkması ve gerektiğinde hakimden karar almak için vakit bulunmaması hallerinde gecikmede sakınca vardır (Yön. m. 4). Yönetmelik, 25.maddesinde, hakimin arama kararına veya yetkili merciin arama emrine ihtiyaç duymaksızın kolluğun yapabileceği önleme aramalarının neler olduğu sayılmıştır. Bunlar;

  1. Devletçe kamu hizmetine özgülenmiş bina ve her türlü tesislere giriş ve çıkışı,
  2. Sivil hava meydanlarında, limanlarda ve sınır kapılarında, binaların, uçakların, gemilerin ve her türlü deniz ve kara taşıtlarının, giren çıkan yolcuların X-ray cihazından geçirilerek, gerektiğinde üstünün ve eşyasının aranmasında,
  3. 2935 sayılı Olağanüstü Hâl Kanununun 11 inci maddesi kapsamında, kişilerin üstünün, eşyalarının Olağanüstü Hâl Valisinin emriyle aranmasında,
  4. 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanununun 3 üncü maddesi kapsamında, konutların ve her türlü dernek, siyasî parti, sendika, kulüp gibi teşekküllere ait binaların, işyerlerinin, özel ve tüzel kişiliklere sahip müesseseler ve bunlara ait eklentilerin ve her türlü kapalı ve açık yerlerin, mektup, telgraf ve sair gönderilerin ve kişilerin üzerlerinin sıkıyönetim komutanının emriyle aranmasında,
  5. Kanunların, muhafaza altına alınmalarına olanak verdiği kişilerin, üst veya eşyalarının aranmasında,
  6. Seçimlerde görevli kolluğun, silâh taşıma yasağı kapsamında, silâh taşıdığından şüphelenilen kişilerin üstlerinin ve eşyalarını aranmasında, yetkili mercin arama emrine ihtiyac yoktur.

Öte yandan, umuma açık veya açık olmayan özel işletmelerin, kurumların veya teşebbüslerin girişlerindeki kontroller buraya girmek isteyenlerin rızalarına bağlıdır. Kontrol edilmeyi kabul etmeyenler, bu gibi yerlere giremezler. Bu gibi yerlerde kontrol, esasta özel güvenlik görevlileri tarafından yerine getirilir. Ancak, bu yerlerin ve katılanların taşıyabilecekleri özel niteliklere göre, önleme aramaları kolluk güçleri tarafından da yapılabilir (Yön. m. 25/son).

 

B.  Adli Arama

a.  Aramada Şüphe

Yukarıda da tanımlandığı üzere adli arama, bir suçun işlenmesinden sonra söz konusu olan ve şüpheli, sanık ya da hükümlünün yakalanması ve/veya suçun delillerine ulaşılması amacıyla gerçekleştirilen araştırma işlemi olup hukukumuzda CMK tarafından düzenlenmiştir. 6CMK m. 116/1’de aramanın yapılabilmesi için “makul şüphe” bulunması gereği ifade edilmiştir. CMK makul şüphenin tanımını yapmamıştır. Yönetmelik 6.maddesinde “makul şüphe, hayatın akışına göre somut olaylar karşısında genellikle duyulan şüphedir. Makul şüphe, aramanın yapılacağı zaman, yer ve ilgili kişinin veya onunla birlikte olanların davranış tutum ve biçimleri, kolluk memurunun taşındığından şüphe ettiği eşyanın niteliği gibi sebepler göz önünde tutularak belirlenir. Makul şüphede, ihbar veya şikâyeti destekleyen emarelerin var olması gerekir. Belirtilen konularda şüphenin somut olgulara dayanması şarttır. Arama sonunda belirli bir şeyin bulunacağını veya belirli bir kişinin yakalanacağını öngörmeyi gerektiren somut olgular mevcut bulunmalıdır.”

b.  Aramanın Yapılacağı Yer

CMK m. 116 şüpheli veya sanığın üstünün, eşyasının, konutunun, işyerinin veya ona ait diğer yerlerin aranmasından söz etmiştir. Avukat bürolarında arama ise, kendisine özgü hassasiyeti nedeniyle farklı usullere tabi tutulmuştur.

Kişinin üstünde arama yapılması, giydiği elbise içinde veya altında, kişinin doğal vücut boşluklarında tıbbi araç veya yöntemler kullanılmaksızın gözle veya elle inceleme yapılarak delil aranmasıdır. Üst araması sırasında önemli olan vücut tamlığına, ar ve haya duygularına saygı gösterilmesidir.7

Eşyada yapılan arama; delil olabilir nitelikteki her şey eşya olarak aramanın konusunu oluşturabilir. Kişinin terk ettiği bir eşya da arama nasıl olmalı. Müdahalenin özel hayatın gizliliğine girilip girilmediği kriterine göre çözüm getirilmiştir. Kapı önündeki çöpe atılan bir pet şişe üzerindeki parmak izi araştırmasının arama sayılmayacağı; ama çöpün örneğin bir otel odasında bulunuyor olması durumunda, henüz sahibinin himayesinden çıkmamış olduğundan cevabın değişebileceği değerlendirilmiştir.

Konut (mesken), bir kimsenin fiilen oturduğu yer; yani gerçek adresidir. O halde, ev, kulübe, çadır, otel odası, yurt odası, karavan, tren vagonu ... vs. konut kavramına dahildir. Ancak boş olan bir evin, terk edilmiş bir köydeki evin aranması arama olarak değerlendirilmemelidir. Bir kimsenin birden fazla konutu varsa, bu yerlerin fiilen yaşamaya tahsil edilmesi ve bunun sürekli bir nitelik göstermesi halinde her biri konut sayılır.

İşyeri de, konut kavramı gibi geniş yorumlanmalıdır. İşyeri bakımından özellik arz eden arama türü, avukat bürolarında aramadır. CMK m. 130’da ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m. 58’de özel olarak düzenleme konusu yapılan avukatlık bürolarında yapılan arama, ancak mahkeme kararı ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısının denetiminde ve baro başkanı veya onu temsil eden bir avukatın hazır bulunmasıyla aranabilir. Görülüyor ki, gecikmesinde tehlike bile olsa, arama kararını vermek için savcı yetkili kılınmamıştır.

Avukatlık Kanunu Madde 58 – (Değişik : 23/1/2008-5728/331 md.) Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığının vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yer Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır. Avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet savcısı denetiminde ve kayıtlı olunan baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir. Ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren bir suçtan dolayı suçüstü hali dışında avukatın üzeri aranamaz. Hükmü getirilmiştir. CMK da sadece avukatlık bürolarında yapılacak arama ile ilgili hüküm varken Avukatlık Kanununda ise Avukatlık yazıhanelerinde ve konutlarında diyerek konutu da bu kapsamda değerlendirmiştir.

c.  Aramanın Zamanı

Kural, aramanın gündüz yapılmasıdır. Bu kuralı, CMK m. 118/1, “konutta, işyerinde ve diğer kapalı yerlerde gece vaktinde arama yapılamaz.” şeklindeki hükümle ifade etmiştir. “Gece” kavramını da TCK tanımlamıştır. m. 6/1-e’ye göre gece vakti deyiminden, “güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve güneşin doğmasından evvele kadar devam eden zaman süresi” anlaşılır. Ancak aramaya gündüz başlanıp da tamamlanamazsa gece devam edilebilir.

Kanun, aynı maddenin ikinci fıkrasında kuralın istisnalarını düzenlemiştir. 5271 sayılı CMK da üç istisnai duruma yer verilmiştir. Bunlar, 1-suçüstü halleri, 2-gecikmesinde sakınca olan durumlar ve 3- yakalanmış veya gözaltına alınmış olup da firar eden kişi, tutuklu veya hükümlünün tekrar yakalanması amacıyla yapılan aramalardır.8

d.  Aramaya Maruz Kalanlar

Kanun, hakkında arama yapılabilen kimseleri iki grupta toplamıştır. Bunlar, suç şüphesi altındakiler(şüpheli veya sanık) ve diğer kişilerdir. Yetkili mercilerce suç şüphesinin öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen evrede suç şüphesi altında bulunan kimse olarak tanımlanan “şüpheli” ve hakkında kamu davası açılan kimse olarak tanımlanan “sanık” yönünden arama, kanunun 116. maddesinde düzenlenmiştir. Bu kişilerin üstünün, eşyasının, konutunun, işyerinin veya ona ait diğer yerlerin aranabilmesi için “makul şüphe”nin varlığı gerekmektedir. Şüpheli veya sanık, daima bir gerçek kişidir. Dolayısıyla tüzel kişiler, şüpheli veya sanık sıfatıyla aranamaz.

CMK m. 117’de düzenlenen üçüncü kişilere yönelik arama ise, makul şüpheyi yeterli görmemekte; aramanın gerektiği suç şüphesini destekleyen olayların varlığını zorunlu kılmaktadır.

e.  Arama Kararı veya Emri

Arama kararını verme yetkisi, kural olarak, hakime aittir (Anayasa m. 20 ve 21, CMK m. 119/1, Yön. m. 7/1). Kolluk, arama kararı alınmasını talep ettiğinde, makul suç şüphelerini belirtilen ayrıntılı ve gerekçeli bir rapor hazırlayarak Cumhuriyet savcısına başvurmalıdır (Yön. m. 7/1). CMK m. 34’te öngörülen hakim ve mahkemelerin her türlü kararlarının yazılı ve gerekçeli olması kuralına uygun olarak, aramaya ilişkin hakim kararının da yazılı olması gerekmektedir. Örneğin telefonla bilgilendirilen hakimin sözlü olarak arama emri vermesi kanuna uygun değildir.

Arama kararının hakim tarafından verilmesi kuralının istisnası da Anayasa ve CMK’da düzenlenmiştir. Anayasa, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emriyle de arama yapılabilmesine izin vermektedir. Buna paralel olarak CMK’da, gecikmesinde tehlike bulunan hallerde Cumhuriyet savcısına; ona ulaşılamayan hallerde de kolluk amirine yazılı olarak arama emri ver me yetkisi tanınmıştır (m. 119/1). Kolluk amirinin verdiği yazılı emir ile arama yapılmışsa bunun sonuçları derhal Cumhuriyet savcısına bildirilir (CMKm. 119/1-son cümle). Konutta, işyerinde ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama kararı verme yetkisi yalnız hakim ve gecikmesinde sakınca olan hallerde Cumhuriyet savcısına aittir. Kolluk amirinin, hiçbir durumda, bu sayılan yerlerde arama emri verme yetkisi bulunmamaktadır (CMK m. 119/1, Yön. m. 7). Kolluk amiri, gecikmesinde tehlike olan hal ve Cumhuriyet savcısına ulaşamama şartlarının her ikisi gerçekleştiğinde ve ancak kişinin üstü, eşyası ve kamuya açık alanlarla sınırlı olmak üzere arama kararı vermeye yetkilidir.

f.  Aramanın İcrası

Arama, kolluk görevlileri tarafından yapılır (CMK m. 119/1). Ancak askeri mahallerde yapılacak arama, Cumhuriyet savcısının istem ve katılımıyla yerine getirilir (CMK m. 119/5).

Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur (CMK m. 119/4). Doktrinde bu kişilere “arama tanıkları” denmektedir. Maddede, “bulundurulur” şeklinde bir zorunluluk ifadesi kullanılmaktadır. Dolayısıyla bu kimselerin yokluğunda, konut, işyeri veya diğer kapalı alanlarda, Cumhuriyet savcısı olmaksızın yapılan arama hukuka aykırı olacaktır.9

Aramada hazır bulunabilecekleri de kanun, 120. maddesinde belirlemiştir. Buna göre, aranacak yerin sahibi veya eşyanın zilyedi aramada hazır bulunabilir. Aranacak yerin sahibinin veya eşyanın zilyedinin hazır bulunmaması, aramayı hukuka aykırı kılmaz. Ançak kanunun aynı maddesinde, bu kimselerin bizzat bulunmamaları halinde, temsilcilerinin veya ayırt etme gücüne sahip hısımlarından birinin veya kendileriyle oturmakta olan bir kişinin ya da son olarak komşusunun hazır bulundurulmak zorunda olduğu belirtilmiştir. Ayrıca kişinin avukatının aramada hazır bulunmasına engel olunamaz. Bu ifadeden anlaşılan, avukatın arama sırasında bulundurulmasının zorunlu olmadığı, ancak bulunmasına da engel olunamayacağıdır.

g.  Arama Sonunda Verilecek Belge

CMK m.121/1’e göre, aramaya maruz kalan kimseye, istemi halinde, aramanın yapıldığını gösteren bir belge verilir. Ayrıca arama sonunda adli arama tutanağı düzenlenir (Yön. m.11). Bu tutanak, arama işlemine katılmış olanlar ve hazır bulunanlarca imzalanır. Tutanağın bir sureti de ilgililere verilir.

h.  Aramada Ele Geçirilen Belge ve Kağıtları İnceleme Yetkisi

CMK, belge ve kağıtları inceleme yetkisini hakimle birlikte Cumhuriyet savcısını da yetkili kılmaktadır (m. 122/1). İncelemenin kolluğa bırakılmaması, Anayasal bir ilke olan özel hayatın gizliliğinin de bir gereği ve teminatıdır. Belge ve kağıt terimi geniş olarak anlaşılmalıdır. Mektup, günlük, kişisel notlar, ticari defterler, fatura gibi kağıtların ve hatta fikri içerik taşıyan film, fotoğraf albümü, kaset... vb. nesnelerin de bu kapsama girdiği kabul edilmelidir.

3- ARAMA KARARINA KARŞI KANUN YOLLARI

CMK’da arama koruma tedbirine özgü bir kanun yolu öngörülmemiştir. Ancak kanunda düzenlenen olağan kanun yollarına ilişkin hükümler aramaçısından da uygulanabilir niteliktedir. CMK’nun 267. maddesine göre hâkim kararları ile kanunun açıkça gösterdiği hallerde mahkeme kararlarına itiraz edilebilir. Arama kararı, hâkim kararı niteliğinde olduğundan itiraz mümkündür. Mahkeme kararı niteliğindeki arama kararlarına karşı esas hükümle birlikte temyiz yoluna gidilebilecektir. Kural olarak itiraz kararın yerine getirilmesine engel olmaz(CMK md 269).

4. DEĞERLENDİRME VE SONUÇ

Arama, özü itibarıyla temel insan haklarına ağır bir müdahale teşkil etmektedir. Bu nedenledir ki, sıkı şartlara bağlanmalıdır. Aramanın Anayasa ve Kanunlarla düzenlenmiş olması önemli ve doğru bir yaklaşımdır. Arama, adli arama ve önleme araması olmak üzere ikiye ayrılır. Adli arama Ceza muhakemesinin maddi gerçeği tespit etmesine yarayan bir koruma tedbiridir. Önleme araması ise Ceza muhakemesi ile alakası olmayan bir önleme tedbiridir. Adli arama suç delillerinin veya aranan kişinin ele geçirilmesi amacına hizmet eder. Önleme araması ise, toplum için tehlike oluşturacak kişi ve eşyaların kolluğun denetimi altına alınmasına ve böylelikle suç işlenmesine engel olmaya yarar.Adli arama açısından Anayasa dışında temel yasa CMK’dur. Önleme araması açısından temel yasa ise PVSK’dur.

Çözüm önerisi sunmak gerekirse; Adli ve Önleme aramasını gerçekleştiren kolluğu branşlaştırarak ADLİ KOLLUĞU kurmak gerekmektedir. Kolluk amirlerini özellikle Polis Merkezi Amirlerini Hukuk Fakültesi mezunlarından olması sağlanarak Hukuk bilgisi olan kişilerin emir ve talimat vermesi sağlanmalıdır. Kolluğun adli idari görevleri ayrılmalıdır. Adli polis sadece Cumhuriyet Başsavcısından emir ve talimat almalı idari görevleri olmamalı ve üst rütbeye terfi işlemleri Adalet Komisyonu tarafından objektif kriterlere göre yapılmalıdır. Adli kolluğun meslek içi eğitimleri arttırılmalıdır.

KAYNAKLAR

Recep Gülşen, “Yeni Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Arama”, Hukuki Serap Keskin Kiziroğlu, “5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nda Basit Arama(Adli Arama)”, AÜFD, C. 58, S. 1.

Nurullah Kunter, Ceza Muhakemesi Hukuku, İstanbul 1989. Veli Özer Özbek, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2006.

Nevzat Toroslu / Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku, Ankara 2008.

Tutanaklarla Ceza Muhakemesi Kanunu, T.C. Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Dairesi Başkanlığı, Ankara 2005.

  1. Hakan Ünal, CMK Uygulamaları ve Nöbetçi Hakimin El Kitabı, Ankara 2009.

Feridun Yenisey, Ayşe Nuhoğlu, Ceza Muhakemesi Hukuku Ders Kitabı, Seçkin, 4. Baskı, 2016, s. 381-382

Hemen İletişime Geç

Uyap Giriş