Uluhan Hukuk Bürosu - İzmir Avukat, Arabulucu - 1999 yılından beri faal olarak devam edilen avukatlık görevimiz; 2005 tarihinden itibaren kendi ofisimizde ve aynı yerde İzmir ağırlıklı olmak üzere tüm Türkiye’de şirket ve/veya şahıslar ile ilgili hukuki uyuşmazlıkların çözümünde geniş vizyonlu analizler, sağduyulu ve süratli çözümler ile hukuksal danışmanlık ve avukatlık hizmetlerini meslek kuralları ve etik ilkeleri doğrultusunda sürdürülmektedir.
ARTIK DEĞER ALACAĞI, DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI VE DENKLEŞTİRME ALACAĞI Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Kapsamında Mal Rejiminin Tasfiyesine İlişkin Hukuki Değerlendirme

ARTIK DEĞER ALACAĞI, DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI VE DENKLEŞTİRME ALACAĞI Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Kapsamında Mal Rejiminin Tasfiyesine İlişkin Hukuki Değerlendirme

ARTIK DEĞER ALACAĞI, DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI VE DENKLEŞTİRME ALACAĞI

Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi Kapsamında Mal Rejiminin Tasfiyesine İlişkin Hukuki Değerlendirme

Türk Medeni Kanunu’nda eşler arasında uygulanacak mal rejimi, kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimi olup, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 202 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmediği sürece, evlilik birliği içerisinde edinilen mallar bakımından bu rejim uygulanır. Mal rejiminin boşanma, evliliğin iptali, ölüm veya mal rejimi sözleşmesi ile sona ermesi halinde, eşler arasında malvarlığının tasfiyesi gündeme gelir.

Mal rejiminin tasfiyesi sırasında ortaya çıkan başlıca alacak kalemleri artık değer alacağı, değer artış payı alacağı ve denkleştirme alacağı olup, bu alacak türleri birbirinden farklı hukuki niteliklere sahiptir. Uygulamada bu kavramların birbirine karıştırılması, dava türünün yanlış belirlenmesine ve hak kayıplarına yol açabilmektedir. Bu nedenle söz konusu alacak türlerinin hukuki dayanakları ve kapsamı ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

ARTIK DEĞER ALACAĞI

Artık değer alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sırasında ortaya çıkan ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 231 ve 236. maddelerinde düzenlenen bir alacak türüdür.

Kanuna göre artık değer, eşlerin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılması suretiyle bulunan miktarı ifade eder. Tasfiye sırasında her eşin edinilmiş malları ayrı ayrı belirlenir, bu mallara ilişkin borçlar düşülür ve kalan değer artık değer olarak kabul edilir.

Türk Medeni Kanunu’nun 236. maddesi uyarınca, her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde alacak hakkına sahiptir. Bu hak ayni değil, şahsi nitelikte bir alacak hakkıdır. Başka bir ifade ile eş, malın kendisini değil, hesaplanan artık değer üzerinden doğan katılma alacağını talep edebilir.

Artık değer alacağı, mal rejiminin sona erdiği tarihte mevcut olan malvarlığı değerleri esas alınarak hesaplanmakta olup, tasfiye davalarında çoğunlukla bilirkişi incelemesi yapılması gerekmektedir.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 29.01.2013 T. 2012/10430 E. 2013/946 K.

KATILMA ALACAĞI DAVASI - BANKA KREDİLERİNİN ARTIK DEĞER HESABINDA DİKKATE ALINMASI GEREKTİĞİ - DAVA TARİHİ SONRASINA İSABET EDEN KREDİ ÖDEMELERİNİN DAVALININ KİŞİSEL MALI OLDUĞUNUN GÖZETİLMESİ - YARI ORANDA DAVACI LEHİNE KATILMA ALACAĞINA HÜKMEDİLMESİ

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 29.01.2013 T. 2012/10430 E. 2013/946 K.

ÖZET: Davalı tarafın artık değer hesabında dikkate alınması gerektiği anlaşılan banka kredileri ile ilgili tüm belgeler ilgili bankadan getirtilerek dikkate alınması, boşanma dava tarihi sonrasına isabet eden kredi ödemelerinin davalının kişisel malı olduğunun gözetilmesi ve bu şekilde artık değer bulunduktan sonra yarı oranda davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi, gerektiğinde bu hesaplamada konusunda uzman bilirkişilerden gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması, ondan sonra sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken banka kredisi ile ilgili herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.

DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI

Değer artış payı alacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 227. maddesinde düzenlenmiş olup, eşlerden birinin diğer eşe ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına katkıda bulunması halinde söz konusu olur.

Kanun hükmüne göre, eşlerden biri diğer eşe ait bir malın edinilmesine katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında yaptığı katkı oranında değer artış payı alacağı talep edebilir. Bu alacak, katkının yapıldığı tarihteki miktar esas alınarak değil, malın tasfiye tarihindeki değeri dikkate alınarak hesaplanır.

Değer artış payı alacağı, katılma alacağından farklı bir hukuki niteliğe sahip olup, katkının varlığı ve oranı ispat edilmeden bu alacağın kabulü mümkün değildir. Bu nedenle uygulamada, katkının varlığı, miktarı ve malın güncel değeri bilirkişi marifetiyle belirlenmektedir.

Bu alacak türü, eşlerin malvarlıkları arasında yapılan katkıların tasfiye sırasında dikkate alınmasını sağlayan özel bir düzenleme niteliğindedir.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 06.11.2019 T. 2018/1811 E. 2019/1806 K

KATKI PAYI ALACAĞI DAVASI - MAHKEMECE YAPILMASI GEREKEN İŞ HAKİMİN DAVAYI AYDINLATMA ÖDEVİ ÇERÇEVESİNDE DAVACIYA HANGİ TAŞINMAZ VE ARAÇ YÖNÜNDEN NE MİKTARDA KATKI KATILMA VE DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI TALEP ETTİĞİNİN AÇIKLATTIRILMASI GEREKTİĞİ - KARARIN KALDIRILMASI

 “ÖZET: Davacı, dava dilekçesinde, belirtmiş olduğu taşınmazlar ve araçlar yönünden … TL katkı payı alacağı, katılma alacağı ve değer artış payı alacağı talep etmiş, … tarihli dilekçesi ile talep sonucunu … TL. olarak ıslah etmiştir. Davacının hangi taşınmaz ve araç yönünden ne miktarda alacak talep ettiği açıklanmamıştır. Açık bir şekilde talep sonucunun belirtilmesi dava dilekçesinin zorunlu unsurudur. (HMK 119/1-ğ) Dava dilekçesinde bulunması gereken zorunlu unsurların eksik olması halinde nelerin yapılacağı HMK 119/2. maddesinde açıkça belirtilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılması gereken iş, hakimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) çerçevesinde davacıya hangi taşınmaz ve araç yönünden ne miktarda katkı, katılma ve değer artış payı alacağı talep ettiği açıklattırılıp sonucu uyarınca bir karar vermekten ibarettir. Mahkemece, davacıya talepleri açıklattırılmadan karar verilmesi doğru olmamıştır.”

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 12.01.2015 T. 2013/16635 E. 2015/207 K.

KATILMA ALACAĞI DAVASI - MAL REJİMİNİN TASFİYESİ İLE KATILMA ALACAĞI VE DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI İSTEMİ - KATILMA ALACAĞINA HÜKMEDEBİLMEK İÇİN EŞİN MALVARLIĞININ EDİNİLMESİNE KATKISININ KANITLANMASINA GEREK OLMADIĞI - DAVANIN REDDİNİN İSABETSİZ OLUŞU

“ÖZET: Dava, mal rejiminin tasfiyesi ile katılma alacağı ve değer artış payı alacağı isteğine ilişkindir. Dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, ev hanımı olan davacı kadının çalışarak ya da altınlarını bozdurarak dava konusu araç ve taşınmazın alımına katkıda bulunduğu kanıtlanamamıştır. Ne var ki; iddianın ileri sürülüş şekline göre dava katılma alacağı talebini de içermektedir. 57 ... ... plakalı araç ile 492 ada 7 parsel sayılı taşınmazın eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu sırasıyla 18.08.2004 ve 25.11.2005 tarihlerinde satın alınmıştır. Katılma alacağına hükmedebilmek için davacı eşin malvarlığının edinilmesine katkısının kanıtlanmasına gerek yoktur. Araç ve taşınmazın karara en yakın tarihteki sürüm değeri bilirkişi marifetiyle tespit edilerek katılma alacağının kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru bulunmamıştır.”

DENKLEŞTİRME ALACAĞI

Denkleştirme alacağı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 230. maddesinde düzenlenmiş olup, eşlerden birine ait malvarlığı grubundan yapılan harcamanın diğer malvarlığı grubuna gitmesi halinde ortaya çıkar.

Kanuna göre, eşlerden biri kişisel mallarına ilişkin bir borcu edinilmiş mallardan ödemiş veya edinilmiş mallara ilişkin bir borcu kişisel mallarından karşılamış ise, tasfiye sırasında bu durum denkleştirme yoluyla giderilir.

Denkleştirme, eşler arasında değil, aynı eşin malvarlığı grupları arasında yapılan bir hesaplaşma niteliğindedir. Bu yönüyle katılma alacağı ve değer artış payı alacağından farklıdır.

Mal rejiminin tasfiyesi sırasında, kişisel mallar ile edinilmiş mallar arasında yapılan aktarımlar dikkate alınmakta ve malvarlığı dengesi sağlanmaktadır. Bu hesaplama da çoğunlukla teknik inceleme gerektirdiğinden, uygulamada bilirkişi raporlarına başvurulmaktadır.

Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi 18.01.2023 T. 2023/125 E. 2023/112 K.

KATILMA ALACAĞI DAVASI - DAVALININ CEVAP DİLEKÇESİ İÇERİĞİNDE ARACIN BİRAZDA AİLESİNİN DESTEĞİ İLE ALINDIĞINI BELİRTMİŞ OLSA DAHİ BU DESTEĞİN NE OLDUĞUNU DİLEKÇELER AŞAMASINDA AÇIKLAYIP SOMUTLAŞTIRMADIĞI GÖRÜLDÜĞÜNDEN İLK DERECE MAHKEMESİ TARAFINDAN DAVALI LEHİNE DENKLEŞTİRME YAPILMAMASINDA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARINDA GÖSTERİLEN GEREKÇELER İLE DEĞER VE HESAP BİLİRKİŞİSİ RAPORLARININ HÜKME ESAS ALINARAK DAVANIN KABULÜNE KARAR VERİLMESİNDE USUL VE YASAYA AYKIRILIK BULUNMADIĞI - İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİ

“ÖZET: Tarafların 05/07/2005 tarihinde evlendikleri, Kayseri 6. Aile Mahkemesinde 08/03/2018 tarihinde açılan boşanma davası sonucunda boşandıkları, eşler arasındaki mal rejiminin boşanma davasının açıldığı 08/03/2018 tarihinde sona erdiği (TMK.m. 225/son), eşler arasında başka bir mal rejimi seçilmediğinden; dava konusu .... plakalı Peugeot 307 marka aracın edinilmiş mal olduğu, duruşmada dinlenen tanık anlatımlarında davalının annesinin ve kız kardeşinin gram ve özellik belirterek aracın alınması sırasında davalının para ve altın borç aldığını ve halen ödenmediğini beyan ettikleri görülmüş ise de; davalının cevap dilekçesi içeriğinde, aracın birazda ailesinin desteği ile alındığını belirtmiş olsa dahi bu desteğin ne olduğunu dilekçeler aşamasında açıklayıp somutlaştırmadığı görüldüğünden, ilk derece mahkemesi tarafından davalı lehine denkleştirme yapılmamasında, ilk derece mahkemesi kararında gösterilen gerekçeler ile değer ve hesap bilirkişisi raporlarının hükme esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.”

Sonuç olarak, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesi sırasında gündeme gelen artık değer alacağı, değer artış payı alacağı ve denkleştirme alacağı, hukuki nitelikleri, hesaplama yöntemleri ve ispat şartları bakımından birbirinden farklıdır. Mal rejiminin sona ermesi ile birlikte tarafların malvarlıklarının doğru şekilde tespit edilmesi, kişisel mal ve edinilmiş mal ayrımının yapılması, katkı iddialarının değerlendirilmesi ve denkleştirme hükümlerinin uygulanması, tasfiye davalarının en önemli aşamalarını oluşturmaktadır. Nitekim 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 227, 230, 231 ve 236. maddeleri uyarınca yapılacak tasfiye işlemi, çoğu durumda teknik hesaplama, bilirkişi incelemesi ve ayrıntılı hukuki değerlendirme gerektirmekte olup, her somut olayın kendi özellikleri çerçevesinde incelenmesi zorunludur. Bu nedenle mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalarda, talep edilecek alacak türünün doğru belirlenmesi, taleplerin açık şekilde ortaya konulması ve yargılama sürecinin usul ve yasaya uygun şekilde yürütülmesi, tarafların haklarının tam olarak korunabilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Hemen İletişime Geç

Uyap Giriş