Ceza Yargılamasında Katılma Yoluyla İstinaf Mümkün mü?
Ceza Yargılamasında Katılma Yoluyla İstinaf Mümkün mü?
Ceza yargılamasında verilen mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi için kanun yolları bulunmaktadır. Bu kanun yollarından biri de istinaf yoludur. İstinaf, ilk derece ceza mahkemelerinin verdiği kararların hem hukuki hem de maddi yönden yeniden incelenmesini sağlayan bir başvuru yoludur. Türkiye’de bu inceleme Bölge Adliye Mahkemeleri (İstinaf Mahkemeleri) tarafından yapılmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, bir mahkeme kararına karşı istinaf başvurusu yapılabilmesi için belirli bir süre vardır. Kanuna göre taraflar, mahkeme kararının gerekçeli olarak kendilerine tebliğ edilmesinden itibaren iki hafta içinde istinaf başvurusu yapmalıdır. Bu süre geçtikten sonra normal şartlarda istinaf başvurusu yapılamaz.
Ancak uygulamada sıkça sorulan önemli bir soru bulunmaktadır:
İstinaf süresi içinde başvuru yapmayan bir taraf, karşı tarafın istinaf dilekçesine cevap verirken “katılma yoluyla istinaf” başvurusu yapabilir mi?
Bu sorunun ortaya çıkmasının nedeni, hukuk davalarında böyle bir imkânın bulunmasıdır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre, istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, istinaf süresini kaçırmış olsa bile cevap dilekçesi ile istinaf başvurusu yapabilmektedir. Bu durum hukuk yargılamasında “katılma yoluyla istinaf” olarak adlandırılmaktadır.
Ancak ceza yargılamasında durum farklıdır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nda katılma yoluyla istinafı düzenleyen herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Bu nedenle ceza yargılamasında istinaf başvurusu yapmak isteyen tarafların, kanunda belirtilen iki haftalık süre içinde başvuruda bulunmaları zorunludur. Süresi içinde yapılmayan bir başvurunun, karşı tarafın istinaf dilekçesine verilen cevapla sonradan istinafa dönüştürülmesi mümkün değildir.
Peki bu durumda Hukuk Muhakemeleri Kanunu’ndaki düzenleme ceza yargılamasında uygulanabilir mi?
Genel kabul gören görüşe göre bu mümkün değildir. Çünkü ceza yargılamasında kanun yolu süreleri kamu düzeni ile ilgili ve kesin nitelikte kabul edilir. Ceza muhakemesi, kendine özgü usul kurallarına sahip olduğu için medeni usul hukukundaki bu düzenlemenin kıyasen uygulanması hukuken kabul edilmemektedir. Nitekim uygulamada Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararları da bu yöndedir.
İstinaf Dilekçesi Karşı Tarafa Neden Tebliğ Edilir?
Ceza yargılamasında istinaf başvurusu yapıldığında, bu başvuru dilekçesi diğer tarafa tebliğ edilir. Bu uygulamanın amacı çoğu zaman yanlış anlaşılmaktadır. Tebligatın amacı karşı tarafa yeni bir istinaf hakkı vermek değildir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 277. maddesine göre, istinaf dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilir ve karşı tarafın belirli bir süre içinde bu başvuruya cevap verme hakkı bulunmaktadır. Bu düzenlemenin temel amacı, tarafların yargılama sürecinde eşit haklara sahip olmasını sağlamak ve adil yargılanma hakkını korumaktır.
Başka bir ifadeyle, istinaf dilekçesinin tebliğ edilmesi sayesinde karşı taraf, kendisine yöneltilen iddia ve itirazları öğrenir ve bunlara karşı savunmasını sunabilir. Bu durum hukukta “silahların eşitliği ilkesi” olarak adlandırılan temel bir adil yargılanma ilkesinin gereğidir.
Tebligat Yapılmazsa Ne Olur?
Uygulamada bazen istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmeden dosyanın istinaf mahkemesine gönderildiği görülmektedir. Böyle bir durumda Bölge Adliye Mahkemeleri genellikle dosyanın esasını incelemez.
İstinaf mahkemeleri bu tür durumlarda dosyayı ilk derece mahkemesine geri göndererek tebligatın yapılmasını ister. Bunun nedeni, tebligat yapılmadan inceleme yapılmasının savunma hakkını ve adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek olmasıdır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre istinaf incelemesinden önce bu tür usul eksikliklerinin giderilmesi gerekir. Bu nedenle tebligat yapılmadan gerçekleştirilecek bir inceleme hukuka aykırı kabul edilmektedir.
- Ceza Muhakemesinde "Katılma Yoluyla İstinaf" Kurumu ve HMK Kıyası
Türk Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) kapsamında, istinaf başvurusunda bulunmamış olan tarafın, karşı tarafın istinaf dilekçesine vereceği cevap dilekçesi ile "katılma yoluyla istinaf" hakkını kullanmasını düzenleyen herhangi bir kanuni hüküm bulunmamaktadır.
İlgili mevzuat hükümleri uyarınca; 5271 sayılı CMK'nın 273/1. maddesi gereği istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılır. CMK'nın 277/1. maddesi ise, istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneğinin karşı tarafa tebliğ olunacağını ve karşı tarafın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebileceğini düzenler. Bu madde, karşı tarafa yalnızca bir "cevap hakkı" tanımakta olup, katılma yoluyla yeni bir istinaf hakkı doğurmaz.
Hukuk yargılamalarında ise 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 348. maddesi, "İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir" şeklinde açık bir düzenleme içermektedir. Ancak ceza muhakemesinde "katılma yoluyla istinaf" kurumu bulunmadığından ve ceza yargılamasının kendine has kesin süreleri ile usul kuralları (CMK m. 273/1) geçerli olduğundan, HMK'nın 348. maddesi ceza yargılamasında kıyasen uygulanamaz. İncelenen Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ceza daireleri kararlarının hiçbirinde katılma yoluyla istinaf hakkına veya HMK'nın kıyasen uygulanabileceğine dair bir içtihat veya değerlendirme yer almamaktadır.
- İstinaf Dilekçesinin Diğer Tarafa Tebliğ Edilme Gerekçesi ve Kanuni Dayanağı
Ceza yargılamalarında istinaf kanun yoluna başvuran tarafın dilekçesinin diğer tarafa tebliğ edilmesi yasal bir zorunluluktur. Bu zorunluluğun kanuni dayanakları şunlardır:
- CMK Madde 277/1: Hükmü veren mahkemece reddedilmeyen istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliğ olunmasını ve karşı tarafın cevap hakkını kullanmasını emreder.
- CMK Madde 273/5: Cumhuriyet savcısının istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermesini ve bu istemin ilgililere tebliğ edilmesini zorunlu kılar.
- CMK Madde 275/2: Hüküm, istinaf yoluna başvuran Cumhuriyet savcısına veya ilgililere gerekçesi ile birlikte açıklanmamışsa, gerekçeli kararın tebliğini emreder.
Tebliğ zorunluluğunun temel gerekçesi, tarafların "cevap hakkını" kullanabilmesini sağlamak ve adil yargılanma hakkını teminat altına almaktır. Trabzon BAM 2. Ceza Dairesi (2019/29) ve Adana BAM 7. Ceza Dairesi (2023/280) kararlarında açıkça vurgulandığı üzere; tebligatın yapılmaması Anayasa'nın 36. ve 90. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6. maddesinde güvence altına alınan "adil yargılanma hakkının" ihlali niteliğindedir.
- Tebligat Yapılmadığında Dosyanın İlk Derece Mahkemesine İade Edilmesi (Tevdi) ve Hukuka Aykırılık Gerekçesi
İstinaf mahkemeleri (Bölge Adliye Mahkemeleri), istinaf dilekçesinin veya gerekçeli kararın karşı tarafa tebliğ edilmediğini tespit ettiğinde, dosyanın esasını incelemeksizin dosyayı ilk derece mahkemesine iade etmektedir .
Bu uygulamanın kanuni dayanağı CMK Madde 278/1 hükmüdür. Bu maddeye göre, dava dosyası bölge adliye mahkemesine geldiğinde Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar. İncelenen tüm BAM kararlarında (örneğin; Kayseri BAM 3. CD 2019/562, İzmir BAM 12. CD 2019/5191, Sakarya BAM 5. CD 2020/10, Van BAM 2. CD 2023/513); tebligat eksikliği bir "usul noksanlığı" ve "hukuka aykırılık" olarak nitelendirilmiş, eksikliğin ikmali (noksan ikmali) için dosyanın mahalline gönderilmesine karar verilmiştir. Mahkemeler, tebligatın yapılarak yasal cevap süresinin (mevzuat notuna göre iki hafta, incelenen geçmiş tarihli kararların verildiği dönem itibarıyla 7 gün) beklenmesini ve verilmesi halinde cevap dilekçelerinin dosyaya eklenerek dosyanın yeniden gönderilmesini emretmektedir.
- Ceza Muhakemesinde "Katılma Yoluyla İstinaf" Kurumu ve HMK Kıyası Değerlendirmesi
Yazımızda değerlendirilen temel sorun, ceza yargılamasında süresi içinde istinaf başvurusunda bulunmayan bir tarafın, karşı tarafın istinaf dilekçesine vereceği cevap dilekçesi ile "katılma yoluyla istinaf" hakkını kullanıp kullanamayacağıdır.
Medeni usul hukukunda katılma yoluyla istinaf kurumu mevcuttur. Nitekim 6100 sayılı HMK Madde 348 uyarınca; "İstinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvurma hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, vereceği cevap dilekçesi ile istinaf yoluna başvurabilir."
Ancak, bu hüküm ceza yargılamasında uygulanmaz. Ceza muhakemesinde "katılma yoluyla istinaf" kurumunu düzenleyen herhangi bir kanuni hüküm bulunmamaktadır. 5271 sayılı CMK Madde 273/1 gereğince istinaf istemi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde yapılmak zorundadır. Bu süre hak düşürücü niteliktedir.
Kıyas Yasağı ve Gerekçesi: Ceza muhakemesinde HMK m. 348'in kıyasen uygulanması mümkün değildir. Ceza yargılamasında süreler kamu düzenindendir ve maddi gerçeğe hızlı ulaşma amacı güdülür. Kanun koyucu, CMK'da istinaf sürelerini kesin olarak belirlemiş (CMK m. 273/1) ve HMK'daki gibi bir istisna (katılma yolu) öngörmemiştir. Dolayısıyla, süreyi kaçıran tarafın cevap dilekçesiyle istinaf talebinde bulunması hukuken geçersizdir.
- İstinaf Dilekçesinin Karşı Tarafa Tebliğ Edilme Gerekçesi ve Hukuki Dayanağı
Ceza yargılamasında istinaf dilekçesinin karşı tarafa tebliğ edilmesi zorunludur. Bu zorunluluğun kanuni dayanağı 5271 sayılı CMK Madde 277/1'dir. İlgili maddeye göre; "...istinaf dilekçesi veya beyana ilişkin tutanağın bir örneği karşı tarafa tebliğ olunur. Karşı taraf, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde yazılı olarak cevabını verebilir."
Bu tebliğin yapılmasının temel gerekçesi, "katılma yoluyla istinaf" hakkı tanımak değil, Anayasal bir hak olan savunma hakkı ve adil yargılanma hakkının bir unsuru olan silahların eşitliği ilkesini tesis etmektir.
Tebligat Eksikliğinde Dosyanın İadesi: İstinaf mahkemeleri (Bölge Adliye Mahkemeleri), tebligat yapılmadığında dosyayı esastan incelemez. Bunun kanuni dayanağı 5271 sayılı CMK Madde 278/1'dir: "Dava dosyası, bölge adliye mahkemesine geldiğinde... Daire, varsa tebligat eksikliklerinin giderilmesini sağlar."
Tebligat eksikliğinin giderilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine iade edilmesinin hukuki gerekçesi, tarafın "cevap verme hakkının" (CMK m. 277/1) elinden alınmasının savunma hakkının kısıtlanması anlamına gelmesidir. Zeynep Büşra Korkmaz'ın (2025) çalışmasında atıf yaptığı Anayasa Mahkemesi kararlarında da belirtildiği üzere, tarafların kanun yolu başvuru nedenlerini bilmesi ve buna karşı argüman sunabilmesi adil yargılanma hakkının bir gereğidir.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi, E. 2024/2546, K. 2024/1989, T. 13.06.2024: "5271 sayılı CMKnin 275/2. maddesinin amir hükmü uyarınca istinaf başvurusunda bulunan ilgiliye gerekçeli kararın tebliğinde zorunluluk bulunmaktadır. Somut olayda istinaf başvurusunda bulunan sanık ...ya gerekçeli karar ve istinaf dilekçelerinin tebliğ edilmemiş olduğu gözetilerek; istinaf başvurusunda bulunan sanığa gerekçeli kararın ile istinaf dilekçesinin tebliğ olunarak buna dair tebligat parçasının dosya arasına alınarak Dairemize gönderilmesi, 2-CMKnın 273/5 maddesine göre, Cumhuriyet Savcılarının istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermesi, bu dilekçenin de aleyhine istinaf yoluna başvurulan tarafa tebliğ edilmesi kanuni zorunluluktur. Bu kapsamda Cumhuriyet Savcısının istinaf dilekçesinin gerekçeli olması ve talebin sanıkların lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunun açıkça belirtilmesi gerekmektedir. Somut olayda, Osmaniye 8. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/162 esas 2024/240 karar sayılı hükmünün 26.02.2021 tarihinde duruşmada hazır bulunan Cumhuriyet savcısı ...in huzurunda tefhim edildiği , Cumhuriyet savcısı ...in 26.03.2024 tarihinde süre tutum dilekçesi verdiği, ancak gerekçeli istinaf dilekçesi sunmadığı, dolayısıyla hükme konu sanıklar hakkındaki olayla ilgili olarak istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte açıklanmadığı görülmekle, 5271 sayılı CMKnin 260/1-2, 266/1, 273/3,5 maddeleri uyarınca, mevcut ise Cumhuriyet Savcısının gerekçeli istinaf talebine ilişkin dilekçesinin dosyaya eklenmesi, aksi takdirde Cumhuriyet savcısına gerekçeli kararın tebliğ edilerek, istinaf yoluna başvurma nedenlerini gerekçeleriyle birlikte açıklandığı istinaf dilekçesinin dosyaya sunulması, gerekçeli istinaf dilekçesinin sunulması halinde CMKnın 277. maddesi uyarınca talebin karşı tarafa tebliği, İstinaf talebinden vazgeçmesi söz konusu ise talebinin sanıklar lehine mi yoksa aleyhine mi olduğunun tespiti ile sanıklar lehine istinaftan vazgeçilmiş olması halinde istinaftan vazgeçme konusunda sanıkların beyanının alınması zorunluluğu gözetilerek bu yöndeki eksikliğin giderilmesinden sonra dosyanın istinaf incelemesi amacıyla Dairemize gönderilmesini teminen mahal mahkemesine TEVDİİNE, 5271 sayılı CMKnin 278/1. maddesi uyarınca 13.06.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi."
Resmî iletişim bilgilerimiz:
Telefon: 0 (232) 486 41 43
E-posta: bilgi@uluhan.av.tr
Web: www.uluhan.av.tr
ULUHAN HUKUK BÜROSU


Hemen İletişime Geç