Uluhan Hukuk Bürosu - İzmir Avukat, Arabulucu - 1999 yılından beri faal olarak devam edilen avukatlık görevimiz; 2005 tarihinden itibaren kendi ofisimizde ve aynı yerde İzmir ağırlıklı olmak üzere tüm Türkiye’de şirket ve/veya şahıslar ile ilgili hukuki uyuşmazlıkların çözümünde geniş vizyonlu analizler, sağduyulu ve süratli çözümler ile hukuksal danışmanlık ve avukatlık hizmetlerini meslek kuralları ve etik ilkeleri doğrultusunda sürdürülmektedir.
Hakaret Suçunun Hukuki Çerçevesi

Hakaret Suçunun Hukuki Çerçevesi

HAKARET SUÇUNUN HUKUKİ ÇERÇEVESİ

Hakaret suçu, bireyin toplum içindeki saygınlığını ve kişilik değerlerini korumayı amaçlayan bir suç tipidir. Türk ceza hukukunda hakaret suçu, kişinin şeref, onur ve saygınlığını koruma amacıyla düzenlenmiş olup bireyin manevi varlığına yönelen saldırıları cezai yaptırıma bağlamaktadır. Bu suç tipi esas olarak Türk Ceza Kanunu’nun 125. maddesinde düzenlenmiştir.

  • Korunan Hukuki Değer

Hakaret suçunun koruduğu temel hukuki değer, bireyin şeref, haysiyet ve toplum içindeki itibarıdır. Şeref ve saygınlık, kişinin toplumdaki sosyal konumu ve başkaları nezdindeki itibarı ile bağlantılı olup aynı zamanda kişinin manevi kişilik değerlerinin bir parçasını oluşturur.

Ceza hukuku öğretisinde bu değerler iki yönlü olarak ele alınmaktadır:

İç şeref (subjektif şeref): Kişinin kendisine yönelik saygı duygusu ve onur algısıdır.

Dış şeref (objektif şeref): Kişinin toplum içindeki itibarı ve başkaları tarafından nasıl değerlendirildiğidir.

Hakaret suçu, bu iki değere yönelen saldırıları cezalandırarak bireyin manevi bütünlüğünü korumayı amaçlamaktadır.

  • Suçun Unsurları

Hakaret suçunun maddi unsuru, mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat edilmesi ya da sövme suretiyle saldırıda bulunulmasıdır.

Kanun iki farklı hareket biçimini kabul etmektedir.

  1. a) Somut Fiil veya Olgu İsnadı

Failin mağdura yönelik olarak onun toplum içindeki itibarını zedeleyebilecek nitelikte somut bir davranış veya olay isnat etmesidir.

İsnat edilen fiilin gerçek olup olmaması suçun oluşumu açısından belirleyici değildir. Önemli olan, isnadın mağdurun saygınlığını zedeleyebilecek nitelikte olmasıdır.

  1. b) Sövme

Sövme, mağdura yönelik aşağılayıcı, küçük düşürücü veya onur kırıcı söz ve davranışların kullanılmasıdır. Bu durumda belirli bir fiil isnadı bulunmasa bile kullanılan ifadeler doğrudan mağdurun kişiliğini hedef alır.

  • Hakaret fiili;

a- sözle

b- yazıyla

c- görüntü veya işaretle

ç- elektronik iletişim araçlarıyla işlenebilir. Bu nedenle sosyal medya paylaşımları, yorumlar veya mesajlar da hakaret suçunun maddi unsurunu oluşturabilir.

 

 

  • Manevi Unsur

Hakaret suçu kasten işlenebilen bir suçtur.

Failin mağdurun onur ve saygınlığını zedeleyebilecek nitelikte bir söz veya isnatta bulunduğunu bilerek ve isteyerek hareket etmesi gerekir.

Bu suç bakımından özel kast aranmaz. Failin hakaret etme amacı bulunmasa dahi kullandığı ifadelerin mağdurun onur ve saygınlığını zedeleyebileceğini bilmesi halinde suçun manevi unsuru gerçekleşmiş sayılır.

 

  • Fail ve Mağdur

Hakaret suçunun faili herkes olabilir; suç özgü suç niteliğinde değildir.

Mağdur ise belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişi olmalıdır.

Kural olarak hakaret suçunun mağduru yaşayan gerçek kişidir. Ancak ölen kişinin hatırasına yönelik saldırılar Türk Ceza Kanunu’nun 130. maddesinde ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

  • Hakaret suçunun mağduru:

Gerçek kişiler,

Kamu görevlileri,

Siyasetçiler olabilir.

Kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret edilmesi halinde cezanın artırılması öngörülmüştür.

 

  • Nitelikli Haller

Hakaret suçunun bazı durumlarda daha ağır cezalandırılması öngörülmüştür. Bu nitelikli hallerden biri aleniyet unsurudur.

Aleniyet, fiilin belirsiz sayıda kişi tarafından algılanabilecek şekilde gerçekleştirilmesi anlamına gelir.

Özellikle sosyal medya paylaşımları:

herkese açık gönderiler, açık hesaplardan yapılan paylaşımlar, yorumlar çoğu durumda aleniyet unsurunun gerçekleşmesine neden olmaktadır.

 

  • Şikayet

Hakaret suçu kural olarak şikâyete bağlı bir suçtur.

Mağdurun fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikâyette bulunması gerekir. Şikâyetin geri alınması halinde dava düşer.

Ancak kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret gibi bazı hallerde suçun takibi şikâyete bağlı değildir.

 

 

ELEŞTİRİ – HAKARET AYRIMI

Hakaret suçu bakımından uygulamada en çok tartışılan mesele, ifade özgürlüğü kapsamında kalan eleştiri ile cezai yaptırıma konu olan hakaret arasındaki sınırın belirlenmesidir.

Ceza hukuku bakımından her ağır söz veya sert ifade hakaret olarak kabul edilmez. Bir ifadenin hakaret sayılabilmesi için mağdurun şeref ve saygınlığını rencide edici nitelikte olması gerekir.

Buna karşılık rahatsız edici veya sert ifadeler içerse dahi kişisel kanaat ve değerlendirmelerin açıklanması eleştiri kapsamında değerlendirilebilir.

 

  1. Değer Yargısı – Olgu İsnadı Ayrımı

Eleştiri ile hakaret ayrımında en önemli ölçütlerden biri kullanılan ifadenin değer yargısı mı yoksa somut olgu isnadı mı içerdiğidir.

  • Değer yargısı:

Bir kişi veya olay hakkında yapılan subjektif değerlendirmedir.

  • Olgu isnadı:

Kişiye belirli bir fiilin yüklenmesidir.

Örneğin;

“Görevini kötü yapıyor” → eleştiri

“Rüşvet alıyor” → somut fiil isnadı

 

  1. Sert Eleştiri

İfade özgürlüğü yalnızca toplum tarafından kabul edilen düşünceler için değil, aynı zamanda rahatsız edici, sarsıcı veya sert nitelikteki görüşler için de geçerlidir.

Bu ilke Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da yer almaktadır.

Handyside v. United Kingdom kararında ifade özgürlüğünün yalnızca olumlu karşılanan düşünceler için değil, aynı zamanda “şoke edici ve rahatsız edici” ifadeler için de geçerli olduğu vurgulanmıştır.

  1. Bağlamın Önemi

Eleştiri ile hakaret ayrımında yalnızca kullanılan kelimeler değil, ifadenin kullanıldığı bağlam da önemlidir.

Değerlendirmede şu unsurlar dikkate alınır:

a- ifadenin söylendiği ortam

b- muhatabın kim olduğu

c- ifadenin amacı

d- kullanılan dilin niteliği

e- kamu yararı bulunup bulunmadığı

  1. Kişiliğe Yönelen Saldırı

Eleştirinin temel özelliği davranışı hedef almasıdır.

Hakaret ise doğrudan kişiliğe yönelen aşağılayıcı ifadelerden oluşur.

Bu nedenle;

  • davranışın eleştirilmesi → ifade özgürlüğü
  • kişinin aşağılanması → hakaret

olarak değerlendirilebilir.

 

SOSYAL MEDYADA HAKARET

Dijital iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla birlikte hakaret suçu sosyal medya platformlarında sıkça görülmeye başlamıştır.

Sosyal medya; anonimlik, hızlı yayılım, kalıcılık, geniş kitlelere ulaşma

özellikleri nedeniyle hakaret suçunun en yoğun işlendiği alanlardan biri haline gelmiştir.

 

Sosyal medyada hakaret şu yollarla işlenebilir:

  • gönderi (sosyal medya paylaşmı)
  • yorum
  • hikâye paylaşımı
  • yeniden paylaşım (retweet / repost)
  • görsel veya emoji kullanımı

Hakaret içeren bir içeriğin bilerek yeniden paylaşılması da bazı durumlarda hukuki sorumluluk doğurabilir.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ BOYUTU

Hakaret suçunun değerlendirilmesinde yalnızca ceza hukuku kuralları değil, aynı zamanda ifade özgürlüğüne ilişkin anayasal güvenceler de dikkate alınmalıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 26. maddesi, herkesin düşünce ve kanaatlerini açıklama ve yayma hakkına sahip olduğunu düzenlemektedir. Ancak bu özgürlük sınırsız değildir. Başkalarının şeref ve saygınlığının korunması amacıyla sınırlandırılabilir. Bu noktada Türk Ceza Kanunu Madde 125 devreye girmektedir.

Kamuoyunu ilgilendiren konulara ilişkin açıklamalar ifade özgürlüğü bakımından daha geniş koruma altındadır. Bu nedenle siyasetçilere yönelik eleştirilerin sınırları daha geniştir. Ancak bu durum, siyasetçilere yönelik açıkça aşağılayıcı ifadelerin tamamen koruma altında olduğu anlamına gelmez.

 

 

 

SONUÇ

Hakaret suçu, bireylerin şeref, onur ve saygınlığını korumayı amaçlayan önemli bir ceza hukuku düzenlemesidir. Bununla birlikte demokratik toplum düzeninde bireylerin düşüncelerini açıklama ve kamu otoritelerini eleştirme hakkı da temel bir özgürlük olarak kabul edilmektedir.

Bu nedenle hakaret suçunun uygulanmasında ifade özgürlüğü ile kişilik haklarının korunması arasında dengeli bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir.

Bir ifadenin eleştiri mi yoksa hakaret mi olduğunun belirlenmesi çoğu zaman somut olayın özelliklerine bağlıdır. Değerlendirme yapılırken ifadenin bağlamı, kullanılan dil, kamu yararı bulunup bulunmadığı ve ifadenin kişiyi mi yoksa davranışı mı hedef aldığı birlikte ele alınmalıdır.

Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşmasıyla birlikte bu ayrım daha karmaşık hale gelmiştir. Bu nedenle hukuk uygulamasında ölçülülük ilkesine dayanan dengeli bir yorumun benimsenmesi, hem ifade özgürlüğünün korunması hem de bireylerin onur ve saygınlığının güvence altına alınması bakımından büyük önem taşımaktadır.

Hemen İletişime Geç

Uyap Giriş